ÇOK OKUNANLAR

ÖNE ÇIKANLAR

GENEL KONULAR

SON EKLENENLER

Kansızlığa İyi Gelen Besinler

17:43
Kansızlığa iyi gelen yiyecekler, kansızlığın nedenine bağlı olarak değişebilir, ancak genel olarak kansızlık için kırmızı kan hücresi üretimini destekleyen demir, B12 vitamini ve folik asit bakımından zengin besinler önerilmektedir.

Demir, kanla birlikte oksijen taşımakla görevli hemoglobin proteinin üretilmesini sağlar. Hemoglobin seviyesi düştüğünde iştah kaybı, bağ ağrısı, kabızlık, duygu dalgalanmaları ve konsantrasyon eksikliği görülebilir.

Kansızlık genellikle yetersiz beslenmeye bağlı olarak, vücudun kan üretimi için gerekli mineralleri alamamasından dolayı oluşur. Ayrıca bazı hastalıklar (anemi, siroz, kanser gibi) kırmızı kan hücresi sayısının düşmesine veya düşük olmasına yol açabilir.

Bu yüzden kansızlık ciddiye alınması ve altında yatan nedenin kısa sürede bir doktor tarafından belirlenmesi gereken rahatsızlıklar listesindedir.

Nedeni ne olursa olsun kansızlık, kanla taşınan oksijenin azlığı nedeniyle günlük hayatı etkileyen bazı sorunlara (aşırı yorgunluk, kaslarda güçsüzlük, kasılmalar, dikkat eksikliği…) yol açabilir.


Kansızlığa İyi Gelen Besinler Nelerdir?

Kırmızı kan hücresi sayısını arttırmak için demir ve B12 başta olmak üzere vücudun ihtiyaç duyduğu minerallerin tam olarak alınması önemlidir.

Yani sadece demir, b12 ve folik asit bakımından zengin besinleri tüketmek yerine diğer mineral ve vitaminlerin bulunduğu gıdaları da yemelisiniz.

Kansızlık çeşitli seviyelerde olabilir ve bazı durumlarda sadece gıdalar yoluyla yeterli miktarda demir, B12 almak mümkün olmayabilir. Bu durumlarda doktorunuza danışarak demir veya B12 takviyesi kullanabilirsiniz.

Aşağıda kansızlığa iyi geldiği bilinen bazı besinlerin listesi yer alıyor ancak bu listede bulunan gıdalar kansızlık için önerilen gıdaların tam listesi değil. Ayrıca listedeki bazı besinler yüksek kolesterol, yüksek kalori ve yağ içerdiğinden herkes için uygun olmayabilir.

Bu nedenle kansızlığa iyi gelen ve sizin sağlık koşullarınıza en uygun beslenme programı için bir uzmandan yardım alabilirsiniz.

Kuzu Ciğeri: 100 gram kuzu ciğeri günlük demir ihtiyacının yaklaşık yarısını karşılar ve B12 vitamini ihtiyacının 12 katı kadar B12 vitamini içerir. A vitamini, K vitamini, B6 vitamini, çinko, bakır, manganez ve selenyum bakımından da zengin olan kuzu ciğeri aynı zamanda yüksek kolesterol içerdiğinden dikkatli tüketilmelidir.

Uskumru Balığı: 100 gram uskumru balığı günlük B12 ihtiyacının 3 katı kadar B12 içermektedir. Uskumru dışında ton balığı, sardalye ve somon kansızlığa iyi gelen yiyecekler arasındadır.

Sığır Eti: B12, selenyum ve çinko bakımından da zengin olan sığır etinin 100 gramı günlük demir ihtiyacının %11’ini karşılar. Ayrıca B6, niasin, riboflavin, tiamin, E vitamini, kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor için iyi bir kaynaktır.

Kuzu Eti: 100 gram kuzu eti günlük B12 vitamini ihtiyacının %39’unu ve demir ihtiyacının %9’unu karşılar. İyi bir protein kaynağı olan kuzu etinin olumsuz yönü yüksek miktarda doymuş yağ içermesidir.

Beyaz Peynir: B12 bakımından oldukça zengin olan beyaz peynir (100 gr günlük ihtiyacın %28’ini karşılar) aynı zamanda günlük ihtiyacın %4’ünü karşılayacak kadar demir içerir.

Yumurta: 1 adet orta boy günlük demir ihtiyacının %5’ini ve B12 ihtiyacının %11’ini karşılaya yeter. Olumsuz yönü ise doymuş yağ ve kolesterol bakımından da zengin olmasıdır.

Brokoli: Tam bir mineral deposu olan brokoli fosfor, selenyum, kalsiyum, magnezyum, tiamin, riboflavin, A, C, K ve B6 vitaminlerini içerir. 100 gram brokoli günlük demir ihtiyacının %4’ünü karşılar.

Tavuk: Kırmızı ete oranla daha az kolesterol içeren tavuk etinin 100 gramında 1 mg demir (günlük ihtiyacın %6’sı), 0.3 mcg B12 vitamini (günlük ihtiyacın %6’sı) B12 bulunur. Tavuk eti ayrıca B6, fosfor, protein, niasin ve selenyum bakımından zengindir.

Hindi: 100 gram hindi göğüs eti günlük demir ihtiyacının %3’ünü karşılar. Aynı zamanda mükemmel bir selenyum, protein ve fosfor kaynağıdır.

Ispanak: 100 gram çiğ ıspanak günlük demir ihtiyacının %15’ini karşılar. Manganez, çinko, potasyum, kalsiyum ve bakır mineralleri bakımından da zengin olan ıspanak aynı zamanda C vitamini, K vitamini, A vitamini, B6 vitamini ve folat bakımından çok iyi bir kaynaktır.

Portakal: 1 adet orta boy portakal günlük demir ihtiyacının %1’ini karşılar. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren C vitamini bakımından oldukça zengindir.

Muz: 1 adet orta boy muz günlük demir ihtiyacının %2’sini karşılar. Aynı zamanda besin lifi, C vitamini, potasyum, B6 vitamini, manganez bakımından iyi bir kaynaktır.

Kansızlığa İyi Gelen Diğer Besinler


Aşağıdaki listede kansızlığa iyi geldiği bilinen demir, B12 ve folik asit bakımından zengin diğer besinler yer alıyor.
  • Yağsız yoğurt
  • Yağsız süt
  • Karalahana
  • İstiridye
  • Balık yumurtası
  • Balık yağı
  • Soya fasulyesi
  • Fasulye
  • Mercimek
  • Nohut
  • Enginar
  • Kuru erik
  • Kuru üzüm
  • Tofu
  • Susam
  • Zeytin
  • Zerdeçal
  • Kimyon
  • Kuşkonmaz
  • Kekik
  • Fesleğen
  • Karabiber
  • Kale
  • Brüksel lahanası
  • Dereotu
  • Domates
  • Maydanoz
  • Çilek
  • Greyfurt
  • Yabanmersini
  • Keten tohumu
Kansızlık İçin Diğer Öneriler

Farklı vitaminleri ve mineralleri aldığınızdan emin olmak için gün içinde farklı renklerde meyve ve sebzeler yiyebilirsiniz.

Vitamin ve minerallerin vücut tarafından emilimini olumsuz etkileyen kahve, alkol, sigara ve çay gibi alışkanlıklarını olabildiğince azaltmaya çalışın.

C vitamini, özellikle demirin vücut tarafından emilimini arttırdığı için günlük olarak alınmalıdır.

Bebeğiniz İçin İsimler

22:20
-

Değerli Anne ve Baba Adayları; bebeğinize vereceğiniz isim konusunda kararsız kaldığınız şu günlerde, sizlere biraz olsun yardımcı olmak amacıyla hazırladığımız bu bölümde, birbirinden güzel ve farklı isimleri anlamlarıyla birlikte bulabilirsiniz...
Tüm Anne-Baba Adaylarının bebekleriyle sağlıklı huzurlu ve mutlu bir ömür geçirmesi dileğiyle...


Bebek Burçları

22:17
-

Hamilelikte Bebeklerin Haftalık Gelişim Süreci

22:12
-

Hamileliğinizin kaçıncı haftasındasınız ? Fiziksel ve biyolojik değişimler mi yaşıyorsunuz ? Peki bebeğinizin yaşadığı değişimleri biliyor musunuz? Hamileliğiniz boyunca bebeğinizin haftalık olarak yaşadığı fiziksel ve biyolojik  değişimleri bu bölümden takip edebilirsiniz.

Ninniler ve Kolik Sesler

22:07
-
Anne-babaların doğumdan sonra en çok şikayet ettiği konulardan biri olan bebeklerin uyku problemi ve gaz sancısı, bebeklerin çoğunda görülen bir durumdur. Oluşturduğu huzursuzluk ve mutsuzluk bebekler kadar anne-babaları da etkilemektedir. İlk aylarda kolik sancıları anne-babaları uyutmazken, bebek büyüdükçe diş çıkarma dönemi, gündüz yaşanan korkuların rüyalarda tekrarlanması, annenin işe başlaması ile terk edilme korkusu, anne sütünün kesilme dönemi gibi çeşitli nedenler geceleri uyanmaya yol açabilir. Bazı bebekler etrafta çok fazla uyaran olduğunda, kalabalık ortamlarda, eve yabancıların gelmesi ve aşırı aktivite yapılan bir günün sonunda uyuyamazlar. Anne-baba ile fazla zaman geçirmek isteyen bazı çocuklarda da uykuya direnirler. Bu gibi durumlarda anne ve babalara yardımcı olmak için hazırladığımız sayfamızda, bebeğinizi uyutmanıza yarayacak ninniler ile kolik sesleri bulabilirsiniz.



Uyutan Müzikler-1 İndirmek için » Tıklayınız



Uyutan Müzikler-2 İndirmek için » Tıklayınız



Uyutan Müzikler-3 İndirmek için » Tıklayınız



Uyutan Müzikler-4 İndirmek için » Tıklayınız



Uyutan Müzikler-5 İndirmek için » Tıklayınız



Uyutan Müzikler-6 İndirmek için » Tıklayınız



Uyutan Müzikler-7 İndirmek için » Tıklayınız



Yağmur Sesini İndirmek için » Tıklayınız



Vakum Sesini İndirmek için » Tıklayınız



Tren Sesini İndirmek için » Tıklayınız



Fön Makinası Sesini İndirmek için » Tıklayınız



Deniz Sesini İndirmek için » Tıklayınız

Baş Çevresi Ölçümü ve Önemi

01:45
Merhaba sevgili anne ve babalar. Sizlere bu yazımızda Arasbebek.com ailesi olarak bebeklerinizin doğumdan sonraki kontrollerinden biri olan baş çevresi ölçümünden bahsedeceğiz.

Bebekler için baş çevresindeki gelişme, boy ve kilo gelişimi kadar önemli bir unsurdur. 


Baş çevresindeki büyüme bebeğin beyin gelişimi açısından oldukça önemlidir. Gelişimin normal değerlerin altında kalması beyin gelişiminin olumsuz etkilenmesine neden olabilir. Bu yüzden zaman zaman bu ölçümün yapılması gerekir. İlk altı ayda her ay, 18 aya kadar belli aralıklarla baş çevresi ölçümü yapılmalıdır. Bıngıldağın erken dönemde kapanması, baş çevresinin gelişimini etkileyebilir. Bıngıldak normalde 18 ayda kapandığından, bu süreç oldukça önemlidir. Baş çevresi ölçümü evde yapıldığı kadar, sağlık ocaklarında ve çocuk doktorundaki muayene sırasında da ölçülebilir. Doğru bir ölçüm için, başın arka çıkıntısından ve ön taraftan kaş üstünden geçerek bir ölçüm yapılmalıdır. Bebeklerin baş çevresinin büyüklüğü kalıtımsal özelliklere bağlı olduğundan, diğer bebeklerle bir kıyaslama yapılmamalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken değerlerin normalin altında ya da üzerinde bir büyüklük elde edilmemesidir. Bebeğin yaşının baş çevresiyle orantılı olmalıdır. Bu nedenle aileler bebeklerinde gelişimi takip ederken, baş çevresi ölçümüne önem vermelidir. Bunun bebeklerinin beyin gelişiminde önemli olduğunu unutmamaları gerekir.

Baş çevresi ölçümü neden önemlidir?

Kilo ve boy ölçümü genel sağlık üzerinde bilgiler elde edilmesini sağlarken, baş çevresi beynin fonksiyonlarının değerlendirilmesi hakkında önemli ipuçları verir. Beyin fonksiyonlarında olan bozukluklarda, baş çevresi ölçümü anormal değerlerde olmaktadır. Bebeklerde boy ve kilo değerlerinde olduğu gibi, baş çevresinin ölçümünün de bir eğrisi olur. Yapılan ölçümlere göre, bu eğride bir değerlendirme yapılır. Bu sayede bebeğin baş çevresinin küçük ya da büyük olduğu belirlenebilir. Baş çevresi değeri büyük olduğunda makrosefali, küçük olduğunda mikrosefali durumu söz konusu olur. Yapılan ölçümlerde bu kolay bir şekilde belirlenebilir.

Bebekte yapılan baş çevresi ölçümündeki her değer sorun olarak algılanır mı?

Bebekte baş çevresindeki büyüklük tek başına sorun olarak değerlendirilmez. Burada bebekte olan öykü çok önemlidir. Bebeğin anne ve babasının baş çevresi ölçümü, ailedeki diğer kişilerin baş çevresi ölçümü gibi değerlendirmelerin dışında, annenin doğuma kadar gördüğü tedaviler, bebeğin kuvözde kalıp kalmadığı gibi etkenler hakkında gerekli bilgiler alınır. Bebeğin baş çevresi ölçümünün boyu ve kilosuyla oranı değerlendirilir. Mikrosefali ya da makrosefali tespit edilen bebeğin, iyice muayene edilmesiyle birlikte, diğer bulgular araştırılır.

Bebeğin doğumdaki baş çevresi nasıldır?

Baş çevresi bebeğin beyin gelişiminin en önemli göstergesi olarak kabul edilir. Doğumda bebeğin başının boyuna oranı ¼ kadardır. Baş çevresinde olan artış doğum öncesindeki dönemde ve doğumun arkasındaki ilk aylarda daha hızlı olur. Ortalama olarak doğumdaki baş çevresi 35 cm kadardır.

Bebeğin muayenesi sırasında neler araştırılır? 

Başın genel görünümü: Bebeğin yapılan muayenesinde baş çevresinin ölçülmesi sırasında, başın genel görüntüsü değerlendirilir. Bebek oturtularak baş şeklindeki anormallikler izlenebilir.
Göz dibi muayenesi: Baş çevresi ölçümünde normalin dışında bir değer tespit edilmiş olan bebeğe, göz dibi muayenesi yapılmaktadır. Bu bölgede saptanacak bir anormallik halinde, baş çevresi için daha ileri tetkikler yapılması düşünülür.
Ciltte bulunan lekeler: Muayene sırasında bebek çırılçıplak soyulur ve cildinde olan tüm lekeler incelenir. Lekelerin koyu ve açık olması bu konuda önem taşımaktadır. ‘Cafe au lait’ adı verilen koyu kahve renginde olan lekeler sayı bakımından normal sınırların üzerinde olursa, bebekte nörofibromatozis hastalığını düşündürecek bulgular olarak değerlendirilir.  
Bacak muayenesi: Bebeğin muayenesi sırasında zayıflık ve güçsüzlük olması halinde, bu durum beyin fonksiyonlarının değerlendirilmesi açısından bir ipucu olarak değerlendirilir. 

Muayenede istenen tetkikler nelerdir? 

Ultrasonografi: Bebekte bıngıldak kapanmaz ve olması gerekenden daha büyükse ultrasonografiyle bazı sonuçlara ulaşılabilir. 
Kontrastsız tomografi: Bebekte ultrasonografi yapılamadığında, bu tetkikten faydalanılabilir. Tetkikle karıncık boyutlarıyla, beyin zarı altındaki sıvı birikimleri kesin olarak değerlendirilir. 
MR: Bu tetkik teşhis koyulmasında zorluk yaşanan durumlarda ve beyin dokusunda olan nadir hastalıkların tespitinde son derece faydalıdır. 

Bu tetkikler sırasında bebeğin anestezi almasına gerek olmamaktadır. Bebekte yapılacak tetkiklerde öncelik ultrasonografi olmalıdır.

Mikrosefali teşhisi nasıl koyulur?

Bebekte mikrosefali teşhisi yapılırsa bunun da kalıtımsal olduğu düşünülebilir. Buradaki en önemli şey, baş çevresi ölçümündeki sapmanın değerlendirilmesi ve miktarının ne olduğudur. Normal değerin 3 üzerinde olan sapmalarda, beyin fonksiyonlarında bozulma izlenebilir. Beyinde yavaş büyüme olurken, fonksiyonlarında bozulmalar olabilir. Fonksiyonlarında yavaş bir gelişme görülür. Bebekte bıngıldak daha erken dönemde kapanma gösterir. Bu durumda cerrahi müdahale yapılmış olsa bile, beyin fonksiyonlarının kazanılması oldukça güç bir hale gelir.

Bebeğe makrosefali teşhisi koyulursa

Baş çevresinin büyüklüğü tespit edildiğinde, yapılacak görüntüleme tetkikleriyle bir patoloji belirlenirse bebeğin beyin cerrahına yönlendirilmesi gerekir. Bu tetkiklerde normal değerler saptanırsa bebeğin gelişimi takibe alınır. Beyin içinde biriken sıvı nedeniyle baş çevresi büyüklüğü olduğu belirlenirse bu beyin cerrahı tarafından boşaltılır. Bunu yapmak için karın boşluğu içine yerleştirilen kanül yardımıyla beyin dokusunun basınç altında kalmasına engel olunur. Ancak genellikle baş çevresi büyüklüğü bu sıvıdan dolayı oluşmaz. Beyin dokusundaki büyüklük bebekte makrosefali oluşturur. Ailede genellikle bu sorun vardır. Bu durumda müdahaleye gerek olmadan bebeğin gelişimi izlenir. Bebeklerde makrosefali olgusuna gelişme geriliği eklenirse, bu durumda bebeğin nöroloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Yazı ile ilgili görüş ve önerilerinizi lütfen bize bildirin. Arasbebek ailesi sağlıklı günler diler...

Çocuklarınızı Mutlu Yetiştirin

01:42
Sevgili anne ve babalar sizlere bu sayfamızda, çocuklarınızı yetiştirirken nasıl mutlu edeceğiniz ve nelere dikkat etmeniz gerektiği konusunda bilgi vereceğiz. 

Tüm anne ve babalar çocuğunun her zaman mutlu olmasını ve her zaman başarılı bir birey olmasını ister. Yapılan bir çok araştırmada mutlu olan çocukların, mutsuz bir hayat süren çocuklara oranla çok daha başarılı olduklarını göstermiştir. Bu nedenle çocuklarımızın mutluluğu hayattaki en önemli önceliklerimiz arasında olmalıdır.

Genelde yaşanan durum şudur. Annenin önceliği hep çocuğunun beslenmesidir. Aslında bu yanlış değildir. Ancak aynı önem çocuğun ruh haline verilmez. Örneğin çalışan bir anne evini arayıp çocuğundan haber almak istediğinde evde çocuğu ile ilgilenen kişiye ilk sorusu yemeğini yedi mi ya da ödevini yaptı mı olur. Bunun yerine mutlu mu ve yüzü gülüyor mu sorusu çok daha öncelikli olmalıdır. Çünkü her şey mutluluktan ve iyi bir ruh halinden geçer. Uzmanların mutlu çocuklar için yapmamız gereken doğrularını araştırdık. İşte bu doğrular.

Arkadaşları ile kıyaslamayın

Kimse bir başkası ile kıyaslanmaktan hoşlanmaz. Ancak çocuklarda durum daha ciddidir ve kesinlikle çocuklar yaşıtları ile kıyaslanmamalıdır. Özellikle uzmanların bu konunun altını çizdiklerini söylemek isteriz. Sadece arkadaşları, kuzenleri ile değil. Çocuğunuzu kardeşleri ile de kıyaslamayın. Bu durum ileride ciddi bir öz güven eksikliğine ve mutsuzluğa neden olabiliyormuş.

Çocuğunuza sorumluluk verin

Sorumluluk alan ve bunu isteyerek yapan çocuk mutlu olmayı her zaman başarır. Sofra hazırlamada yardım isteyin, beraber kekler, kurabiyeler yapın. Ona çiçekleri sulatın. Yapabileceği ve yaparken kendini yaralamayacağı her türlü sorumluluğu vermeye çalışın. İşe yaradığını düşünen çocuk mutlu olacak ve sorumluluk sahibi bir birey olma yolunda emin adımlar atacaktır.
Her fırsatta sevginizi gösterin

Özellikle iş hayatı ve günün stresi derken aileler maalesef çocuklarına gereken sevgiyi veremezler. Ancak şu bilimsel bir gerçektir. Çocukların büyümesinde yeme içmeden çok, en büyük etken sevgidir. Ona sevginizi göstermiyorsanız her gün en faydalı gıdalarla besleseniz ne olacak? Mutsuz içine kapanık bir çocuk olacak. Ona her fırsatta sarılın ve seni seviyorum cümlesini sık sık söyleyin. Saçlarını okşayın ve yaşı kaç olursa olsun onu her zaman öpüp koklayın. Dünyadaki en önemli şey anne, baba sevgisidir. Unutmayın evinde sevgi ile büyüyen çocuk çok sağlıklı bir karaktere bürünür.

Çocuğunuzu şiddet ve yüksek sesle bağırmayın

Genelde çocukların sabır zorlama yeteneğine sahip olduklarını hepimiz biliriz. Ama adı üzerinde çocuk onlar. Yetişkin gibi davranmasını beklemek onlara biraz haksızlık olmaz mı? Şiddet konusuna zaten değinmiyoruz. Eğer geleceğin suçlusunu yetiştirmek istiyorsanız çocuğunuza şiddet uygulamanız yeterli. Şiddet istisnasız bozuk bir psikolojiye ve karakteri bozuk bireylere neden oluyor. Ses yükseltmeye gelirsek çocuğunuza yaptığı her yanlışta bağırmak, çağırmak ve onu aşağılamak ona yapabileceğiniz en büyük kötülüklerin başını çeker. Kesinlikle içten içe bir mutsuzluğa, içine kapanıklığa, anne ve babaya içten içe nefret beslemeye ve sonuç olarak karakteri bozuk bir yetişkin olmaya kadar gider. Çevrenizle nasıl saygılı iletişim kuruyorsanız çocuğunuzla da kesinlikle saygılı bir iletişim kurmalısınız.

Çocuğunuza karşı tutarlı olun

Buna vermiş olduğunuz sözleri tutmakla başlayabilirsiniz. Yani ona tutamayacağınız sözler verirseniz size olan güvenini ciddi anlamda sorgulamasına neden olursunuz. Bu nedenle çocuğunuza bir söz vermeden önce durup bir düşünün bu yapabileceğiniz bir söz mü diye. Bunun yanında ona kötü alışkanlıklardan bahsettikten sonra balkona gidip sigara içiyorsanız bu ciddi bir tutarsızlık örneğidir ve yüksek ihtimalle çocuğunuz da büyüdüğünde sigara içebilecektir. Yalan söylemek çok yanlıştır deyip sonra çocuğunuzun yanında yalan söylerseniz çocuğunuz bunu sorgulamaya başlar. Dedikleriniz ve yaptıklarınız kesinlikle birbirini tutmalıdır.

Şunu unutmayın çocuklar fiziksel olarak küçücük görünseler de beyin olarak son derece büyüktürler aslında. Ona söylediğiniz her şeyi her harfi ile not alır ve hiç unutmazlar. Onun yanında konuştuklarınızı dahi not alabilir. Mutlu bir çocuk olmasını istiyorsanız da aslında yapılacak şey çok basit. Her zaman ve her fırsatta çocuğunuza sevginizi gösterin. Ona sık sık sarılın. Her gün ona gününün nasıl geçtiğini sorun. Tıpkı bir yetişkin gibi oturun ve onunla sohbet edin. Asla ona küçükmüş gibi davranmayın ve söylediklerini büyük bir dikkatle dinleyin. Her fırsatta onunla beraber oyunlar oynamayı ihmal etmeyin.

Unutmayın mutlu bir çocuk hayata her zaman bir sıfır önde başlar. Hedeflerine çok daha kolay ulaşır. Arkasında onu seven, ona değer veren bir ailesi olduğunu bilmek onun hayatta daha başarılı olmasını sağlayacaktır. 


Yazımızın faydalı olması dileği ile hoşçakalın...

Çocuklara Sebze Sevdirmek İçin Pratik Bilgiler

04:12
Sevgili anneler, sizlere bu yazımızda çocuklarınıza sebze yemeyi sevdirecek püf noktalardan bahsedeceğiz. 

Çocuklara sebze sevdirmek bir çok annenin ortak sorunudur. Sebze sevmeyen çocuk sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Ancak sadece çocuklar değil yetişkinler arasında da sebzeye kötü bakan ve sebze yediğinde doymadığını ya da tatmin olmadığını söyleyen çok fazladır. 

Yetişkinler arasında da genelde sevilmeyen sebzeyi tüketmenin kesinlikle size hitap eden yolunu bulmalı ve tüketmelisiniz. Çünkü çağımızın korkunç hastalığı olan kanserden tutun da bir çok önemli hastalığa karşı bugün sebzelerin koruyucu nitelikte olduğu uzmanlar tarafından vurgulanmakta. Özellikle çocuklar için sebze son derece önemli. Peki çocuklara sebze sevdirmenin yollarını biliyor musunuz ? Eğer çocuğunuzun önüne sevmediği bir tabak sebze yemeğini koyar ve zorla yedirmeye çalışırsanız hayatı boyunca o sebzeden nefret edecektir. Bu nedenle böyle bir taktik yerine ona sebzeyi sevdirmenin yollarına başvurmalısınız. Ayrıca sadece çocuklar için değil yetişkinler için de geçerlidir bu durum. İşte size ve çocuklarınıza sebzeyi sevdirecek harika öneriler.

Köftelere sebze rendeleyin

Çocuklar genelde köfte severler. Çocuğunuz hangi tarz köfteyi seviyorsa o köftenin içine iyice küçültülmüş şekilde sebze rendeleye bilirsiniz. Özellikle havuç, karnabahar ve kabak çok yakışır. Ancak diğer sebzeleri de kullanabilirsiniz. Çocuğunuzun damak tadı alıştıkça, zamanla köfte içine koyduğunuz sebze miktarını arttırabilirsiniz.

Çocuklarınıza sebzeli börekler yapın

Çocuğunuz nasıl börek sever? Kıymalı ya da peynirli? Çok fazla ağzına gelmeyecek şekilde başlangıçta onu alıştıracak şekilde sebzeleri böreğinizin içine dahil edebilirsiniz. Pırasa böreğe çok yakışır. Deneyebilirsiniz.

Sebzeli omletler hazırlayın

Yumurta her türlü sebzeyi çok güzel kaldırır. Eğer çocuğunuz omlet yemeyi seviyorsa mutfağa beraber girin ve bir sebze seçerek sebzeli omlet yapın.

Sebzesi bol mücver yapın

Sebze sevmeyen herkes genelde mücvere bayılır. Çocuğunuz için ya da evinizde sebze sevmeyen bireyler için mücver yapmayı deneyebilirsiniz. Seve seve yiyeceklerdir.

Karnabahar kızartması

Karnabahar son derece faydalı bir kış sebzesidir. Ancak seveni maalesef azdır. Fakat bu sebze ile harikalar yaratabilirsiniz. Hafif haşladığınız karnabaharları yumurta ve una bulayıp kızartın çıtır çıtır ve çok lezzetli olacaktır. Ya da haşlayıp yoğurtlayın salata şeklinde tüketin ve tükettirin. Aynı tarifleri brokoli için de uygulayabilirsiniz.

Değerli anneler, hazırlamış olduğunuz deneyimlerinizi buradan yorum yaparak bizler ile paylaşabilir ve diğer annelerin de fikir sahibi olmasını sağlayabilirsiniz. 

Kaşıntı ve Döküntü

Hamilelik döneminde net herhangi bir nedeni bulunmaksızın geçici döküntülerin ve kaşıntı hissinin oluşması oldukça yaygın görülür. Yüksek hormon seviyeleri sizi normalde etkilenmeyeceğiniz maddelere karşı daha hassas kılabilir. Örneğin, kendinizi yüzme havuzunda bulunan klora karşı aşırı hassas hissedebilirsiniz. Vajinada kaşıntıya neden olabilecek pamukçuk ve anüs çevresinde kaşıntıya neden olabilecek hemoroid, hamilelik sırasında daha yaygın görülür.

Geniş pamuklu giysiler tercih ederek vücudunuzun nemli kalmasını sağlayın. Pamukçuk ve hemoroid için alabileceğiniz güvenli tedavileri doktorunuzla görüşün. Döküntü veya tahrişin birkaç günden uzun sürmesi halinde doktorunuzun görüşünü alın.

Tahriş Olmuş ve Hassas Ciltler

Cilt hamilelik döneminde daha hassas olma eğilimindedir. Bunun nedeni yalnızca yüksek hormon seviyeleri değil, aynı zamanda cildin daha fazla gerilmiş ve incelmiş olmasıdır. Sabunlar ve deterjanlar tahrişe veya egzama gibi daha kötü durumlara yol açabilir. Cildiniz güneş ışığına maruz kaldığında her zamankinden daha hassas hale gelebilir.

Cildinizdeki tahrişe neyin neden olduğunu tanımlamaya çalışın; çamaşır deterjanınız ya da kullandığınız bir parfüm olabilir mi? Ayrıca geniş pamuklu giysiler tercih edin ve vücudunuzun nemli kalmasını sağlayın. Uzun süreli sıcak banyolar cildinizi kurutabilir, banyo süresini minimuma indirin veya cildinizin yumuşak kalmasını sağlayacak bir banyo yağı kullanın. Son olarak, cildinizi her zaman güneş ışınlarından yüksek faktörlü (30 ve üstü) güneş kremiyle koruyun.

Sevginizi Çocuğunuza Yeterince Gösterebiliyor Musunuz ?

11:39

Her çocuk belirli dönemlerde doğru olmasa da “annem ve babam beni sevmiyor” düşüncesine kapılır. Çocuğunuza sevginizi göstermekten kaçınmayın. Unutmayın ki sevgi ortamında büyüyen bir çocuk hayatı boyunca çok sağlıklı ve başarılı bir birey olur.

İşte sevgiyi göstermenin 5 ana kuralı:

Onay sözleri:

Çocukları eğitirken başarısızlıkları eleştirme eğilimi hakimdir. Bu yaklaşım yetişkinlik yaşamında yıkıcı sonuçlar yaratabilir. Çocuk, yaptığı her doğru şey için övülmeli. Günde en az iki övgü, iyi bir hedeftir.

Nitelikli beraberlik:

Çocuğun seviyesine inilmeli. Onun ilgi alanları keşfedilmeli ve hakkında mümkün olduğunca çok şey öğrenilmeli. Çocuğa tüm dikkat verilerek, yanında tümüyle var olunmalı. Çocuğa günde en azında beş dakika, nitelikli beraberlik için ayrılmalı ve bu bir öncelik haline getirilmeli.

Hediye alma:

Armağanlarda aşırıya kaçarsa anlamsız olabilir ve çocuğa bir dizi yanlış değerler öğretebilir. Düşünülerek seçilmiş ve “seni seviyorum, bu yüzden senin için özel bir armağan aldım” gibi onaylayıcı ifadelerle verilen periyodik armağanlar bir çocuğun sevgi gereksinimini karşılamaya yardımcı olur.

Hizmet davranışları:

Çocuğa sürekli olarak hizmet davranışlarında bulunulmasına rağmen, belirli aralıklarla çocuk için özellikle anlamlı olan bir iş yapılmalı. Büyükler için çekici olmayan, fakat çocuk açısından çok önemli olan bir iş ele alınmalı. Daha çok yönlü bir ebeveyn olmak için akademik veya mekanik alanda yeni bir hüner öğrenilmeli.

Fiziksel Dokunuşlar:

Öpme kucaklama ve dokunma çocuğun sevgi deposu için önemlidir. Her çocuğun yaş, huy, sevgi dili konuları göz önüne alınmalı ve bu konuda eşsiz bir yaklaşım belirlenmeli. Onlar büyüdükçe, onaylama amacı ile dokunma alışkanlığını sürdürme konusunda duyarlı olunmalı.
 
Copyright © arasbebek.com. Designed by OddThemes
Copyright © arasbebek.com. Tasarım Aras Bebek