Hamile Kalamama, Kısırlık, İnfertilite Sebepleri ve Tedavisi

Çocuk sahibi olma olasılığı olan bir çiftin (Tıp dilinde fertil olarak adlandırılır ve doğurgan anlamına gelir) bir adet döngüsünde korunmasız olarak yeterli sayıda ve yeterli aralıklarla cinsel ilişkiye girmesiyle çocuk sahibi olma ihtimali %20 – 25 arasında değişmektedir. Baba adayından anne adayına ilişki esnasında transfer edilen spermlerin kalitesi için 2-3 günde bir ilişkiye girilmesi önerilir. Her gün ilişkiye girildiğinde sperm kalitesinde düşüş meydana gelebilir. Bu plan doğrultusunda 2-3 ayda hamileliğin başarılması gerekir. Fakat bu durumda her kadın hamile olamayabilir. Bu durum kısırlık belirtisi değildir. Böyle bir durumda çiftler çocuk sahibi olamayacağız endişesine kapılmamalıdır. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi %20 – 25 lik bir oran söz konusudur. Her alanda olduğu gibi bu durumda da bir hede için başarı şansı %20 – 25 olduğunda bu başarıya ulaşmak elbette çok kolay değildir. Çift deneme süresini artırdığında muhtemelen hamilelik oluşacaktır.

Denemelerine rağmen hamileliği başaramayan çiftlerin bir kısmı ise “subfertil” kategorisinde yer alırlar. Burada subfertil kelimesi, “fertilitesi”, yani “hamilelik oluşturabilme kabiliyeti (doğurganlığı) nispeten daha düşük”, basit bir anlatımla “zor hamile kalan” anlamında kullanılmaktadır. Böyle bir çift korunmasız bir adet döngüsünde düzenli olarak ilişkide bulunsa da kadının her ay başına hamile kalma olasılığı %2-3 civarına kadar inebilmektedir. Böyle bir çift tedavi edilmediğinde muhtemelen ancak 4-5 senelik bir deneme süresi içinde hamilelik oluşacaktır.

Diğer bir grup çift ise hamile kalma açısından %0 kategorisindedir. Böyle bir çiftte hamileliğe engel olan etkenler tedavi edilmediğinde hamilelik oluşma olasılığı yoktur.

Bu %0 kategorisi “infertil” çiftlerin çok ufak bir kısmını oluşturur ve muhtemel nedenler kadında her iki Fallop tüpünün tıkalı olması, kadında döllenecek yumurta oluşmaması, erkeğin sperm sayısının çok düşük olması ya da hiç spermi olmaması, ya da tüm bunların bir kombinasyonudur.

Kısırlığın tanımı (Kısırlık tıp dilinde infertilite olarak adlandırılır)

İnfertilite (“kısırlık”) 12 siklus (siklus: kadında bir adetin ilk gününden, sonraki adetin ilk gününe kadar geçen süre yani adet döngüsüdür) boyunca, korunmadan ve yeterli sayıda cinsel ilişkide bulunulmasına karşın hamilelik oluşmamasıdır. Önceden hiçbir şekilde hamilelik oluşmaması durumunda primer (birincil) infertilite, daha önceden en az bir kez hamilelik oluşmuş olması durumunda ise sekonder (ikincil) infertilite söz konusudur. Türkçe’de “kısırlık” olarak tabir edilmesine karşın bu yazıda infertilite deyimi kullanılacaktır.

İnfertilitenin tanımından da anlaşılacağı gibi kendinizde veya eşinizde bir kusur olduğundan şüphelenmeden önce 12 siklus (yaklaşık bir yıl) denemenizde ve bu süre sonunda doktora başvurmanızda yarar vardır. Bu bir yıllık bekleme süresinde hamile kalma şansını yakalayabilir ve infertilite için yapılan tetkiklerin getireceği psikolojik, fiziksel ve maddi yüklerden kurtulmuş olursunuz.

12 siklus beklemeden başvurması gereken çiftler de vardır: Anne adayının 35 yaş ve üzerinde olması, çiftlerden birinde hamileliğe engel olacağı bilinen bir durumun varlığı söz konusu olduğunda bu çiftlerin doktora daha erken başvurmasında fayda vardır.

Hamile kalamama sebepleri nelerdir?

Hamilelikte başarısızlığın sebepleri; hamilelik oluşmaması durumunda en sık görülen nedenin aylık %20-25’lik şansı “bir türlü yakalayamamak” olduğundan bahsetmiştik.

Elbette ki deneme süresini uzattıkça hamilelik şansını yakalayabilirsiniz. Belli bir süre sonunda (en az 12 siklusluk deneme sonunda) hamilelik oluşmadığında doktora başvurmalısınız. Yapılacak muayene ve değerlendirmeler hamilelik oluşmamasının neden(ler)ini ortaya çıkarmak için gereklidir.

hamilelik oluşturmayı başaramayan bir çiftte infertilite nedenleri araştırıldığında ve bir problem saptandığında %40 durumda problem kadında, %40 durumda erkekte, %20 durumda da hem kadın hem de erkekte bulunmaktadır.

İnfertilite için tetkik yapılan çiftlerin yaklaşık %10’unda ise hamilelik oluşmaması için bariz bir neden bulunamaz. Bu çiftlerde tetkikler yumurtlama olduğunu göstermesine, Fallop tüpleri açık bulunmasına ve spermiyogram normal olmasına karşın hamilelik oluşmamaktadır. Bu durumda “açıklanamayan” infertilite tanısı konur. Açıklanamayan infertilite kategorisine giren çiftlerin oranı giderek azalmaktadır. Çünkü teknoloji geliştikçe, yeni bilimsel ilerlemeler kaydedildikçe “açıklanamayan” olgularının bir kısmı aydınlanmaktadır.

Hamile kalamamada yaşın etkisi nedir?

25 yaşında olan 100 kadın ile, eşleri de “uygun yaşlarda” olan 100 erkekten oluşan ve tesadüfen seçilmiş 100 çifti ele alalım. İstatistiksel verilere göre bu çift korunmasız olarak düzenli ilişkide bulunduğunda kadınların %50’si 5.5 ayda hamile kalır. Yine istatistiklere göre kadının yaşındaki her 5 yıllık artışa karşın hamile kalma süresi iki katına çıkar. Erkeğin yaşı ise bu rakamları ancak hafifçe etkiler. Bu rakamlara göre 30-34 yaş grubunda olan her 7 kadından biri, 35-39 yaş grubunda her 5 kadından biri, 40 ve ileri yaşlarda bulunan her 4 kadından biri bir yıllık bir deneme sonunda hamile kalamama problemiyle karşılaşacaktır. Demek ki kadının yaşı hamilelik oluşması açısından önemli bir etkendir.

Hamile kalamamada cinsel ilişki sıklığının önemi

İstatistikler haftada bir kez ya da daha az ilişkide bulunanlarda, haftada en az iki kez düzenli olarak ilişkide bulunanlara göre hamileliğin daha uzun bir zamanda oluştuğunu göstermektedir. Haftada üç ya da daha fazla düzenli olarak cinsel ilişkide bulunan sağlıklı bir çiftte hamilelik oluşma olasılığı en üst seviyeye çıkmaktadır. Bu sıklıkta ilişkide bulunan bir çiftin, kadının periovulatuar dönemini (yumurtlama olmadan önceki birkaç gün ve yumurtlama gününden oluşan en doğurgan dönem) atlamasına imkan yoktur.

Paylaş:

 
Copyright © arasbebek.com. Designed by OddThemes
Copyright © arasbebek.com. Tasarım Aras Bebek